Beşeri Yazılar

Haziran 9, 2008

Toplantı04 -28 Mayıs 2008

Kategori: Toplantı Notları — beseriyazilar @ 12:01 pm

Çarşamba günü gerçekleştirdiğimiz toplanış sırasında kısa kısa notlar almıştım. Onları belli bir öznellik payı vererek paylaşmak isterim.

Toplanışımızın ilk dakikalarında önceki haftalarda konuştuklarımıza döndük bir miktar: Teknik işler, forum izlenimleri, hocalarla ilişkiler, mehmet hocanin konuşmasi, (okuldan) bağımsız bir dergi olmanın önemi, türkçe kavram kullanımındaki sorunlar.

Sonrasinda, geçen hafta kararlaştırdığımız gibi O’ıncı sayı üzerine konuşmaya başladık: Bu sayı, 1. sayı ve sonrasında gelecek sayılar gibi tema üzerinden şekillenmeyebilirdi. Örneğin, sosyal bilimler ve daha genel olarak bilgi üretme süreçleri üzerine yazılardan oluşabilirdi. Böylece sonraki sayılarda işlenecek mevzulara mütevazi bir giriş sağlar ve derginin ne gibi bir derdi olduğuna da açıklık getirebilirdi. Fakat, sosyal bilimlerle ve onun gidişatı üzerine (onu yaptığımız halde), teorik düzeyde, bir sayı çıkartacak kadar, kafa yormadığımızı düşündük. (muhakkak ki yakından ilgilenenlerimiz vardır, bilemiyoruz)

Ama şunu da unutmamalıydık: bilgi üretme surecleriyle (epistemoloji) ve bilimsel alanın dönüşümüyle çok fazla ilgilenmediğimiz halde, kendi alanlarımız (ilgilendiklerimiz, tezlerimiz) üzerinden dünya’da ve türkiye’de üretilen bilgiyle az çok temasa geçiyorduk. En azından, tezlerimiz sayesinde türkiye’de belli konularda yapılan çalışmalardan haberdardık. Kendi alanlarımızla ilgili hem bilimsel hem de devlet/sivil toplum düzeylerinde üretilen bilginin ”critical literature review”‘ini yapamaz mıydık? Diğer bir deyişle: herşeyi kapsama iddiasında olmayan, ama halihazırda üretilmiş olan devasa bilgiye bir sorunsal dolayımıyla seçici bir yakınlaşma ve elbette bunun kağıda dökülmesi. Dileyen kişiler kapsayıcı bibliografyalar da ortaya çıkartabilirlerdi.

Sosyolojideki bilimsel bilgi üretimi üstüne konuşurken, “alan” meselesine girmemek olmazdı. Bunu da konustuk ve sorduk: metodolojik tartışmalara kendi yaşadığımız alan deneyimlerimizi anlatarak orijinal katkılar sunamaz mıydık? Tez yazma süreçlerimizi, illa referans vereceksin diyen akademik formatın sınırlarında dolaşarak ve bu formatı biraz olsun esneterek, paylaşamaz mıydık? Elbette olabilirdi.

Önümüzdeki hafta, ayın 11’inde olacak atölye çalışması öncesi son buluşmamızı ödevler nedeniyle 6 Haziran Cuma saat 17.30’da Z-08’de gerçekleştirmeye karar verdik. Görüşmek üzere..

Mayıs 23, 2008

Forum01 -21 Mayıs 2008

Kategori: Toplantı Notları — beseriyazilar @ 10:16 pm

21 Mayıs 2008- Forum’dan Notlar:

1- Hangi disiplinlerin dahil olacağı ve bu dergiyi neden istiyoruz tartışması:
derginin neden sosyoloji yüksek lisans öğrencilerini içerdiği sorusu ile bu dergiyi neden çıkarma ihtiyacı duyuyoruz sorusu bir anlamda kesişti ve buna şöyle cevaplar verildi:

• herşeyden önce bir kolektif olarak varolacağımız bir ortam oluşturma ihtiyacı ve derginin bu ihtiyacı gidermek için bir aygıt olması.
• derginin bir tartışma zemini yaratması ya da yazılanların tartışabileceği başka zeminlere bir başlangıç oluşturması. Burada niceliksel olarak fazla olduğumuz ancak sosyolojinin (ya da sosyal bilimin) ne’liğine dair (yöntem, içerik vs.) tartışmanın fakirliği..bu anlamda dergi neyi neden yaptığını bilmenin bir aracı olacak ve uzmanlaşmanın ve “iş” olarak “sosyal bilim” yapan insanların bir eleştirisini yapacak. Başka zeminler yaratmasından kasıt ise “nasıl bir sosyal bilimi” tartışmak için dergini içinden atölye çalışmalarının, okuma gruplarının, sunum gruplarının vs doğması. Basılı dergiyi fetişleştirmeden onun kendi kanallarını oluşturmasına açık olmak başka bir deyişle.
• Sosyolojik bir dergi ancak sadece sosyologların yazmadığı bir dergi denildi.
• İhtiyaç meselesinde yapıp ettiğinden memnun omayan sosyoloji öğrencisini yansıması ya da isyanı olarak dergi denildi ve ODTÜ- sosyolojinin kendiyle böyle bir hesaplaşmaya cesareti olup olmadığı sorusu soruldu. Yani “aslında ne üretiyoruz” bunu tartışmaya cesaretimiz var mı? Basılı olmasının, elimize alabilmemizin de bu anlamda önemli olduğu söylendi. Çünkü odtü sosyoloji olarak bir aidiyete ihtiyacımız var ve böylesi bir aidiyet veya gelenek olmadan birçok şeyi yapamayacağımız fikri sanırım herkesçe paylaşıldı. Bu aidiyetin ve geleneğin dışlama ve muhafazakarlaşma anlamına gelmediği ancak bunun başlangıçta gerekli olduğu söylendi.

2-Neden elektronik versiyon yerine basılı bir dergiyi tercih ediyoruz?
Buna cevap olarak yeni araçların kullanımı sorgulamak (internet vs), herkes için ulaşılabilir olması ve interneti başka yöntemlerin kullanımının (video, görüşme metinleri vs) tartışma zemini olarak kullanmak dendi.

3-Mehmet Hoca’dan öneriler/eleştiriler:
Hiç dokunmadan, olduğu gibi yazıyorum yakalayabildiklerimi:
• yazı kendini tartıştırır, yazı kendini okutuyorsa okuyanlar zaten tartışır.
• iki seçenek var: ya kopuk kopuk eklektik olacak ya da klikler, kümelenmeler olacak. İlki farklı teoriler ve disiplinlerden beslenen kişilerin bir araya gelmesi ikincisi ise büyük bir grubun içinde gruplaşmalar olması. Asıl mesele herkesin bildiklerini sorunsallaştırıp, yazıya döküp, entellektüel bir ajitasyon yapıp, ortaya bunu tartıştıracak bir metin çıkarmak. Bununla rutin (ödev vs.) arasındaki fark tartışma metni yaratma potansiyelidir.
• Derginin çıkmasının gerekçesi önsözde yazılmalı. Ortak bazı yaklaşımları oluşturmak gerekir. Başlangıçta yazılardan bağımsız tartışma zeminini yaratmış olması gerekirç bir iki nokta dışında herşey zaman içinde gelişir.
• senede iki adet (kalın) cilt çıkarılabilir.
• working papers yapılabilir önce deneme olarak.
• yazının “kalitesi”ni nasıl değerlendireceğiz..bilimsel kriterlerin kalitesi çok önemli değil. Etik dışında herşey polemik konusu olabilir. Modernite, post-modernite tartışması.
• Scholarship ya da entellektüel demek daha doğru bilimci yerine yoksa kriterlerin uyması mümkün değil.
• Baskı için bağımsız fon bulunmalı. En azından direk hakime cevap verirsinizJ
• Yazmazsanız çıkmaz! (özet bir cümle olmuş sankiJ ) Temel kriter: Yazmak ve buna tepki almak.

4-Önümüzdeki sürece dair:
• Atölyeler:
11 Haziran Çarşamba, 17:30 Kebikeç ile atölye
• sonraki toplantı:
28 Mayıs Çarşamba, 17:30 “dosya konularının/ birinci sayının temasının tartışılması

5-Teknik meseleler:
• Finansal sorunlar: 500 dergi: 1500-2000 YTL arası
• Maliyet çıkarmadan önce ön çalışmalar yapılmalı. Baskıya gitmeden önce bir senelik malzemenin hazır olması gerekiyor ki ona göre konuşulsun dendi.
• Sosyoloji topluluğu üzerinden para alınabilir mi sorulacak.
• METU pressi kullanmak için bölüm dergisi mi olması gerekiyor sorulacak.

Toplantı03 -20 Mayıs 2008

Kategori: Toplantı Notları — beseriyazilar @ 9:24 am

Neden böyle bir dergi?
Odtü Sosyoloji lisansüstü öğrecileri olarak çokuz ama birbirimizin çalışmalarından haberdar değiliz.

. Yaptığımız çalışmaları paylaşmak ve birbirimizi tanımak üzere ortam oluşturmak;
. sahip olduğumuz ortam ve bilgileri/tartışmaları diğer üniversitelerle paylaşmak, tartışmak;
. özellikle sosyoloji ile İngilizce iştigal etme avantajını kullanarak sosyolojinin Türkçe okur yazarlığına katkıda bulunmak;
. Türkiyede ve dünyadaki sosyal bilimler yazınına iktisat, kamu idaresi ve istatistik gibi disiplinlerin eleştirisini de içererek sosyoloji bakış açısıyla ama hem ‘bilimsel’ hem eleştirel katkı sunmak;
. alandaki yayın ihtiyacına yanıt vermek;
. kendi çalışmalarımıza (ödev/sunuş) ‘kullanım değeri’ katmak;
. ve tüm bunlara dair tartışmaları içeren bir tartışma ve kolektif üretim alanı olarak dergi/üniversiteyi bilginin toplumsallaşması için ‘yeniden’ tartışmak;

Organizasyon (danışma/yayın kurulları)
. Odtü Sosyoloji lisansüstü öğrencilerinden 20-25 kişilik bir yayın kurulu oluşturulması (her sayıda inisiyatifi alacak 4-5 ayrı kişi);
. bölüm hocalarımızdan bir danışma kurulu oluşturabilir miyiz?
. şimdilik yılda dört sayı => aylığa dönüşebilir mi?
. her sayı bir tema etrafında mı olsun?
. kitap özetleri, röportajlar, haberler, kongreler, yeni yayınlar(?), tez özetleri (?) gibi belirli kısımlar olabilir

Atölyeler
Bir dergi nasıl çıkartılır? Muhtemel sorunlar? Nasıl çözülür? ve benzer sorularımıza dair daha önce akademik yayın çıkartmış olan ortamlarla deneyim paylaşım atölyeleri gerçekleştirmek. (Toplumbilim, Praksis, Kebikeç vb.)

Teknik meseleler (basım, dağıtım)
. web sayfası; herkesin etkin katılacağı, yayını görsel-işitsel olarak destekleyecek, canlı tartışmaların yürüyeceği bir forum kısmı olması
. dağıtım; örneğin, dergi örneklerinin sosyal bilimler kısmı bulunan üniversitelerin kütüphanelerine gönderilmesi
. basım; Metu Press’ten yararlanmak ya da en azından okulun matbaa imkanlarını kullanmak mümkün mü? Değilse dışarıdan matbaa, yayınevi ve dağıtım imkanlarını kullanmak?

Mayıs 22, 2008

Toplantı02 -11 Mayıs 2008

Kategori: Toplantı Notları — beseriyazilar @ 9:00 pm

Beşeri Yazılar için Pazar günü alınan ikinci toplantıda şunları konuştuk:

Öncelikli olarak önümüzde birbirinden ayrı görünen iki konu var: teknik meseleler ve derginin ruhu.

İlk konuya dair pratik çözüm önerilerimiz var ve aklımız daha net gibi. Şöyle ki, Kebikeç ve Praksis yayınlarına hayat veren kişilerle deneyim aktarımını hedefleyen atölye çalışmaları düzenlenebilir gibi görünüyor. Bir de yayın kurulu kaç kişiden oluşacak, çekirdek kadro mu olacak yoksa emek veren herkes mi bir sayının çıkmasından sorumlu olacak ve yazıları düzenleyecek/okuyacak diye konuştuk. Bu ve benzeri teknik ayrıntılarda bir kesinliğimiz henüz yok elbette. Bunun için önce atölyeleri yapmamamız mı gerekiyor yoksa yolda mı düzülmesi gerekiyor derginin belli değil. 21inden önce bu atölyeleri başlatmanın iyi bir şey olabileceği söylendi ama yetişmeyecek gibi göründü şimdi benim gözüme.

Bunun yanı sıra, teknik yeterliliklerimiz yani teknolojik anlamda neyi ne kadar yapabildiğimiz, ne kadar grafikten anladığımız vs. derginin ne olacağını belirleyen önemli unsurlardan biri olacaktır, dendi.

Bir de finansman sorunu var çözülmesi gereken, bu konuda “herkes etrafına bakınacak”, demiş Zeynep. Bölümdeki hocalardan herhangi bir konuda destek alamayacağımıza dair kuvvetli hislerimizi paylaşmamızın ardından geliyor sanırım bu karar.

~~~~

İkinci konu daha fazla vaktimizi aldı ve yoğun bir tartışma oldu. Öncelikle “Nedir bizim sorunsal? Hangi sorunsalın etrafında çalışacağız? Derginin meselesi ne olacak?” sorularını sorduk.

Ardından, ana dalga bir paradigmadan gitmemek konusunda ısrar eden ve dahi bazı bilim yapma tarzlarını –indirgemecilik, özcülük vs.- dışlayan böylesi bir toplamın gelen yazıları nasıl bir elemeden geçireceği konusuna kafa yorduk. Mesela oylamayalım, herkesin içine sinsin dendi. Hakemli mi olacak hakemsiz mi tam konuşulamadı bile. Dergiyi ikiye ayırma ve bir kısmını akademik yazılara bir kısmını olup bitene ayırma fikri çıktı. Bir tartışma alanı yaratmasını istiyoruz her şeyden önce ve bu yüzden de dergide çıkacak yazıları tartışabileceğimiz/tartıştırabileceğimiz bir platforma gerek olduğunu dile getirdik. Neticede, ayrımcı olmayan, neyi ne için yaptığını bilen, konuyu tarihsel arka planı ile inceleyen, sosyoloji ile toplumsal gerçeklik arasındaki bağı kuran yazıların dergide yayınlanmasını istediğimizde buluştuk.

Bölüm dersleri için hazırlanan ve çoğu kez söyleyecek bir sözü ve anlatacak bir derdi olmayan ödevlerin bu derginin yegane kaynakları olmadığını, fakat ciddi anlamda dergiyi beslemesi beklenen yazılar olduklarını söyledik. Dolaysısıyla, dergide yayınlanacağı düşünülerek hazırlanan ödevlerin bölümün akademik kalitesini yükseltebileceğini ki böylece yaptığımız şeyden daha fazla tatmin olabileceğimizi konuştuk. Keza hareket alanımız –sevabıyla günahıyla-akademiyse ve sosyolojinin nasıl yazıldığına dair bir derdimiz varsa, bunu yazarak deşebiliriz/dönüştürebiliriz ve bu da değerli bir kazanım olur neticesine vardık. Lisans öğrencilileri için de zihin açıcı olabilecek ve aidiyetlik ihtiyacımızı doyuracak bir araç olabilmesinden bahsedip umutlandık (ben çok umutlandım o sırada).

Sonuç olarak dergiden beklentimiz şunlar gibi: “nasıl bir sosyal bilim istiyoruz”u tartıştıracak bir zemin açması, muhtemelen bu sırada Türkiye’deki vaziyetlere sosyolojininkinden daha yüksek sesle laflar eden siyaset veya istatistik gibi disiplinlerle kapışmayı mümkün kılması ve hem bireysel hem de kolektif anlamda akademik üretim aşamalarımıza mercek tutması; böylece, bölümün tarihselliğini/geleneğini/çalkantılarını/hareketlenmelerini çıkan işler üstünden yansıtması.

Böyle söyleyince de aklımıza bölümde olup bitenler geldi. Erasmus, ÖYP, projecilik, gibi gibi son yıllarda bölümün gündemine oturan olguları sorunsallaştırabilir miyiz acaba, bu nasıl olabilir akademik bir dergi içinde diye dert ettik kendimize. Sonra da bir sürü derdimiz olabilir ama bunların hepsini aynı mecrada konuşmak zorunda değiliz, bu dergiye böylesi bir dert yüklemek zorunda da değiliz, sosyoloji topluluğu diye bir şey var çünkü bize açık olan diye düşündük, kafamız karıştı. Yani nasıl bir üniversite istiyoruz ve üniversitenin sorunlarının dergiyle ne alakası var diye sorduk ama belli ki çok alakası var. Bu sorunun cevabını 21inde alınacak forumda herkese sorup öğrenebileceğimiz gibi, sıfırıncı sayı ile bağlantılandırabiliriz diye konuştuk.

Umarım unuttuğum bir şey yoktur, atladıysam tamamlayacaksınızdır. Zeynep’in notları için çok teşekkür, minnet.

Şimdilik bu kadar,

Kusmuk içinde daim bir bulantıyla devinen kuşları selamlar, öperim,

_z

(dahası…)

Toplantı01 -6 Mayıs 2008

Kategori: Toplantı Notları — beseriyazilar @ 8:51 pm

Merhabalar arkadaşlar,

Aşağıda, 6 mayıs günü yaptığımız toplantının notları var. Bu konular tartışıldı, konuşuldu, kimi karara bağlanır gibi , kimisinin ucu açık. Ama en karar verilmiş gibi olanlar bile hala tartışmaya açık. İlginize, bilginize,

  • Dergiyi çıkartmak istemekteki amaçlarımızı, derginin hem Türkçe sosyoloji yazınına katkıda bulunmak (çünkü sadece türkçe olarak yayınlanan bir sosyoloji dergisi yok), hem bizim gibi iki yüzün üzerinde lisansüstü öğrencisi olan bir okulda yazılan ödevlerin kendine sosyoloji yazınında yer bulmasını sağlamak, hem de bu öğrencilerin birbirinden haberdar olmasını sağlamak olarak sıralayabiliriz. Bu haberdar olma durumu dergi ile birlikte ayrıca Türkiye’deki diğer sosyoloji bölümlerine de yayılabilir.
  • Bu yolda atılcak ilk adım olabildiğince fazla insana ulaşabilmek ve onlara haber vermek. Bunun için çağrı metni niteliğinde bir yazı yazıp, mayısın son on günü içinde bunu insanlara ulaştırmak ve B14’te hocaların da katılımıyla bir toplantı düzenlemek istiyoruz. Bunun için 11 MAYIS PAZAR GÜNÜ SAAT 15.00’DE KÜTÜPHANE ÖNÜNDE TEKRAR TOPLANIYORUZ. Bu ve bunun gibi toplantılarda amaç insanları derginin çevresinde toplanmasını sağlamak, onların dergiyi benimsemelerini, kendilerine ait hissetmelerini ve en sonunda dergiye yazı göndermeye zorunlu (tam bir zorunluluk değil ama bir çeşit mahalle baskısı) hissetmelerini sağlamak olacak.
  • Bu aşamadan sonra pek çoğumuzun dergi çıkartma konusunda bir bilgisi olmadığını düşünerek, bu konuda tecrübesi olan insanlarla atölye çalışmaları yapmayı planlıyoruz. Örneğin Praksis, Toplum ve Bilim ya da Birikim’de çalışan insanlarla, Tanıl Bora, Mete Tunçay gibi. Bu atölyeler sırasında işin hukuki, ekonomik ve teknik boyutları üzerinde yoğunlaşabileceğimizi düşünüyoruz.
  • Bölüm hocalarıyla da konuşulup onlarda dergi fikri üzerine tavsiyelerini alabiliriz. Bize örnekler gösterebilirler. Ayrıca, kendi yazılarını isteyip, daha sonra (ilerleyen sayılarda J )bunu bölüm tarihçesine çevirebiliriz.
  • Bölümden ya da enstitüden ne kadar yararlanabiliriz diye konuştuk. Bir odamız, sabit bir bilgisayarımız ve profesyonel bir elemanımız olsa işlerimiz çok kolay olur. Belki yine hocaların yardımıyla METU Press’le konuşulabilir, bu da bizim teknik konulardaki açığımızı kapatabilir bir nebze de olsa. Bu konularda ya da en azından fikrimizi onlarla paylaşmak için en kısa zamanda bazı hocalarla (Sencer Ayata ve Aykan Erdemir) ile konuşmalıyız. Ama bu arada derginin hocalarla, bölümle ilişkisinin boyutunu tartışmalıyız. Yani bölümün dergisi mi olacak yoksa bu bölümden öğrencilerin dergisi mi olacak?

Bunlar gibi daha teknik konuların dışında aslında toplantıda 4 önemli konuda daha koşuldu ve aslında tam da bie karara varabildiğimizi söyleyemeyiz:

  • Dergi yılda kaç sayı çıkacak? Bu konuda sanırım çoğumuz 4 sayı olmasının daha yapılabilir olduğunu düşünüyoruz. Derginin her ay bir konuya yönelik mi yoksa farklı konulardaki yazılardan mı oluşacağına karar vermedik. Konulu mu konusuz mu? Yani her ay bir temayla mı çıkacak. Karışık mı olacak? Derginin sadece sosyoloji yazılarını mı kapsayacak yoksa daha disiplinlerarası mı olacağız? Bu konudaki şimdilik genel tavrımız sostoloji ile bağını kopartmamak şartıyla hem yazarları diğer bölümlerden olan yazıları hem de başka konular etrafında dolaşan yazıları da yaymlayabiliriz.
  • Yayın kurulu, danışma kurulu ve hakem kurulu meselerini konuştuk. Aslında tüm bu işler toplamda kaç kişi olduğumuza göre değişiyor. Büyük bir yayın kurulu havuzumuz olursa her sayıda farklı bir 10-12 kişilik grup yayın kurulu olabilir. Ya da çekirdek bir yayın kurulu olur, 5-7 kişi, daha farklı insanlar konulara göre her ay onlara yardım edebilir. Bu çekirdek kadro derginin sayıların arasındaki tutarlılığı sağlamak açısından işe yarayabilir. (Örneğin Doğudan dergisinin 10 kişilik yayın kurulu varmış. Bu kurul sürekli toplanıyormuş. Bir de her sayı için 2 kişilik editör oluyormuş. Bu editörler o sayının ayrıntı işlerinden sorumluymuşlar.) ayrıca belli bir zaman öncesinden gelecek sayıların editörlerine ve konulara karar vermek gerekiyor, şimdiden çalışmalara başlamak açısından. Danışma kurulu ise hakkında karar veremediğimiz ya da akademik içeriğine dair bir fikrimiz olmadığı makaleler hakkında karar vermek üzere, hocalardan oluşacak. Derginin hakemli olup olmaması yine tartıştığımız başka bir konu oldu.
  • Tavır meselesi. Dergimiz Praksis gibi mi olacak yani “tarihsel materyalizme katkı sunmak” gibi kesin bir yönümüz olacak mı? Yoksa ayrımcılık yapmayan, şiddet içermeyen herhangi bir yazıyı yayınlayacak mıyız? Ortak zemin, asgari müşterek ne olacak? Net olarak çizdiğimiz bir politik yönelimi olacak mı derginin? Nasıl bir sosyoloji sorusunu süreçle birlikte mi cevaplayacağız, yoksa şimdiden yoğun olarak tartışmaya mı başlayacağız? Aslında şimdi de grupta tartışılıyor, sanırım bir sonraki toplantımızda konumuz bu olacak.

Son olarak, isim konusunda hemen hemen hemfikiriz “Beşeri Yazılar, ODTÜ Sosyoloji Bölümü Lisansüstü Öğrencileri Dergisi”. Eylül’de sıfırıncı sayıyı çıkartmayı planlıyoruz. Bu arada derginin kapak tasarımı için Özhan ve Can talip oldu. Ama bizler de renkler, yazı karakterleri, kağıt filan hakkında hayallenebiliriz.

WordPress.com'dan blog alın.