Beşeri Yazılar’da bulunacak muhtemel dosya konularını ve 2008 sonbaharında çıkması öngörülen sıfırıncı sayının temasının tartışmak üzere 28 Mayıs 2008 Çarşamba günü saat 17:30′da Odtü Beşeri binası B08′de toplanıyoruz. İlgilenen herkese duyurulur..
Mayıs 23, 2008
Atölye01; Kebikeç Dergisi deneyimi
Dergicilik deneyimlerini paylaşmak üzere tasarlanan Beşeri Yazılar yayım atölyelerinin ilki son sayısında 10. yılını dolduran insan bilimleri için kaynak araştırmaları dergisi Kebikeç yayın kurulundan Bülent Varlık, Kudret Emiroğlu ve Süha Ünsal’ın katılımıyla 11 Haziran 2008 Çarşamba günü, saat 17:30′da, Beşeri Bilimler binası Z-08′de gerçekleşti.
Kebikeç atölyesinden notlar——11 Haziran 2008
Beşeri Binası’nda 11 Haziran saat 17.30’da başlayan toplantımıza Kebikeç dergisinden Süha Ünsal (S.Ü.), Kudret Emiroğlu (K.E.) ve Bülent Varlık (B.V.) katıldı. Toplantı önce Özhan’ın onlara bizim neden ve nasıl bir dergi çıkartmak istediğimizden bahsetti. Sorulan ilk soru başlarken hangi sorunlarla karşılaştınız oldu.
Bu soruya S.Ü.’ın cevabı “başlarken karşımıza çıkan sorunlar aynen devam ediyor. Ama olsun iyi bir şey oluyor” oldu. Dergi çıkartmak işinin eninde sonunda iki kişinin üzerine yıkılacağına anlattı.
Daha sonra B.V. sözü aldı. O Kebikeç’te işlerin üzerine yıkıldığı iki kişiden biri. Yayıncılık faaliyeti 1970’de ODTÜ’de Tüm İktisatçılar Birliği’nde başladı. ODTÜ’de o zamanlar 3 tane öğrenci derneği varmış. Onlar daha sonra birleşip birlikte kitaplar yayımlamaya başladım. O da bu yayınların bir kısmının editörlüğünü yapmış. Çok kısa zamanda 4 kitap çıkartmışlar. Onlardan önce ODTÜ’de yayınlanan ilk kitap Bahattin Hoca’nın köy üzerine olan bir kitabı imiş.
Yayınlayacak metin bulmakta zorlanmıyorlarmış. Dernek oldukları için, aidatlarla maliyeti karşılıyorlarmış. Biz de kalabalık olduğumuza göre kendi aramızda para toplayıp yapabilirmişiz. “Yapılmayacak iş değil, yapılır”.
Yayın kurulu 3 kişiden fazla olmamalıymış, yoksa karar vermek güçleşiyormuş.
Buradan sonra sözü K.E. aldı.
Kebikeç’in devamlılığını sağlayan 3 özellikten bahsetti:
- Mali dar boğazla karşılaşmamışlar. A. Yüksel sayesinde. Onun işleri iyi gittiyse dergi de iyi gitti. Sayfa sayısının azaltılması gündeme geldi ama o da hiç olmamış. Yazı seçimi hiç bir zaman maliyetle belirlenmemiş.
- Hep dergi çıkartmayı istemişler, 80 öncesi dergisi olmak siyaseti olmak demekmiş. Bu yüzden dergi çıkartmaya paldır küldür atlamışlar, hiç sonunu düşünmeden.
- Dergiyi çıkartan grup olarak, asgari standartlarda buluşmuşlar. Bütün kaygılara rağmen, bütün farklılıklara rağmen birliktelikleri devam etmiş.
Kavga ve tartışmaların nasıl aşılacağına dair kurallar baştan konulmalı. Demokratlıkla diktatörlük arasında iyi bir denge tutturmak gerek. Artık insan olarak da biliyoruz birnirimizi.
İlk elemeyi ben yapıyorum. Karar veremezsem onunla ilgileneceğini düşündüğüm birine yolluyorum. Ama bu da çok az oluyor. Genelde ilk kararı ben veriyorum.
Sadece bir kere bile bile kötü yazı yayınlamışlar. Profesörden yazı istemeyin ya eski yazı gönderir ya da çalakalem yazdığını yollar.
B.V. tekrar söze giriyor ve bizi kimseden yazı istemememiz, yazı ısmarlamamız konusunda uyarıyor. Ismarladığımız yazıyı iyi de kötü de olsa yayımlamak zorunda kalırmışız.
Dosya çıkartmak da çok zor.
“Kim matbaaya gidiyorsa, onun nazı geçer”
Yayın kurulu tek sayı olmalı, 5 ya da 7 ideal. Ama yine de bu işi 2 kişi götürür. “Öyle hak adalet aramakla, yazı çıkmaz. Biri yazar, bir yayımlar.”
Yazı kurulunda 1 kişinin muhakkak redaksiyonla uğraşması gerekir. Böylece dipnotlar, kaynaklar, başlıklar, resim altları standart olur. Ama son okumada daima başka bir gözün okuma yapmasında fayda var.
Ancak Kebikeç de gittikçe mali bir düşüş yaşıyor. Böyle olunca işler aksıyor.
Buradan sonra S.Ü. sözü alıyor.
ODTÜ yayın yapmayı bilen bir okul, bu bizim için avantaj olabilir.
En iyi dosya konuları rakı masasında çıkanlar oluyor. Belki bu dergi de insanların kendi istediği şeyleri yapmasına fırsat verir. Bunlara ön ayak olabilir. Akademiyle arasına mesafe koyabilir. Çok dokunulmayan alanlara dokunabilir. Çok daha farklı şeyler yapılabilir.
Hatasız zaten hiç bir şey basılmaz.
Akademik titre’ları yayımlamıyoruz.
B.V. “Böyle bir dergiyi, ilk bir kaç sayısı internette yayımlayabilirsiniz”
K.E. “Kâğıt fiilen var olmak, internet hukuken”
Değişen bir kadro olmasının polisle, hukuki sorumluluklarla ilgili zorlukları olabilir. Orada kimin ismi olacak? Kim sorumlu olacak? Belki hocalardan birisi isminin koyulmasına izin verebilir.
“Biraz da kervanı yolda düzmek gerek”
Bu dergi okunmayacak, satılmayacak diye yola çıkmışlar.
Profesyonel bir dağıtım yapmıyorlar. Ahmet Yüksel sahaf olduğu için onun bağlantılarını kullanıyorlar. 600-1000 arası basılıyor. Bazı kütüphaneler üye. Aktüel bir dergi olmadığı için eski sayılar da satılıyor. 6 aylık çıkacaksa profesyonel dağıtıcılar satılmasında fayda sağlamıyor.
Tanıtım sayısı çıkartmamışlar.
İlk sayıyı yüksek fiyatla satabilirmişiz. Reklam alabiliriz, ama reklam vereni seçmek şartıyla.
“Her sayıda yayın kurulu değişirse, ikinci sayı çıkmaz”
Editörler değişebilir. Ama yayın kurulu değişirse zor, çünkü o insanlar 3-4 sayıda uzmanlaşıyorlar. Dosya olacaksa, editör ona göre belirlenebilir. Ama asıl angarya işi 2-3 kişi yapar.
Kollektivite nerede?
Editörlükte, dizgi yanlışlarını düzeltmede kollektivite olmaz. 30 yazı gelir, dağıtılır, ikinci kez okunmaz. Ama burada iş paylaşımı olabilir. Yayın kurulu oluşturulmak zorundadır. Atina demokrasisiyle bu iş olmaz.
Kollektivite, toplantılarda ortaya çıkar. Bu toplantılarda bir önceki, şimdiki ve bir sonraki sayılar tartışılır. Bu tartışmalar herkese açıktır. Dergiden fayda çıktıktan sonra sağlanır, kollektivite de öyledir.
“Okuyucu diye bir şey yoktur”
Kollektif süreç ilk sayıdan sonra, ikinci sayının ne olduğuna dair kavgalarda ortaya çıkacak. En zoru ikinci sayıyı çıkartmak. Dergi aktivitesi dergi çıkartmaktan önce olur. Asıl iş 1 ve 2. sayıları çıkartmaktır. İlk 2 sayıda ne yapıp yapamayacağınız çıkar ortaya.
“Danışman kuruluna danışmıyoruz”
Dosyalı bir sayıda daha fazla çalışmak gerekir. Kollektivizm dosya konusu seçmede ortaya çıkar.
*birisi bir format hazırlasın.
Şimdi dosya konusu belirlerseniz, yazın çalışabilirsiniz. 3. sayının bile konusunun belirlenmesi gerek. Bu konular derginin kimliğini belirleyecek. Kimlerden yazı isteyeceğiz, hacmi ne kadar olacak, bunlara karar vermek gerekecek.
işin angarya kısmı çok fazla. En kısa zamanda örgütlenmek gerek.
Yayın ilkeleri belirlemeniz gerek.
